01/07/2006

AH MUTLULUK AH !..

AH MUTLULUK AH !.. 


      Bu yazýmda deðiþik bir konuya deðinmek istiyorum. Korkuya ve korkutmaya dayalý bir eðitim sistemi sonucunda ortaya çýkan acýklý insan manzaralarý… Þöyle dikkatlice izleyin çevrenizi ! Neler görüyor sunuz ? Söyler misiniz ? Ýnanarak mutluyum diyebiliyor musunuz ?


      Teselliyi sigara, alkol, kumar, bahis ve piyango oyunlarýnda veya fanatik ideolojilerde aramýyor musunuz ? O zaman mükemmelsiniz. Bende stres ve gerginlik olmaz, iþtahým yerinde, tansiyon ve kolesterol sorunum yok, gereksiz yere sinirlenip çocuklarýma cennetten çýkma yöntemlerle eziyet etmiyorum,  küfürlü konuþmuyorum, yüzümden tebessüm hiç eksik deðil diyebiliyorsanýz mesele yok. Allah ziyade etsin, ne diyelim…Ama çoðunluk sizin gibi deðil ne yazýk ki !..


      Dünyaya gelen her insanýn bir tek amacý olmalý bence : Mutlu olmak. Fakat sadece maddi açýdan deðil, manevi ve gönülsel açýdan. Yani hem midesel, hem de beyinsel. Bana göre sadece midesini doldurmayý düþünen toplumlardan gelen insanlar, yaygýn bilimsel ve sanatsal eðitim yatýrýmlarýnýn meyvelerini toplayan öne geçmiþ ülkeler veya ülke kümelerinin sosyo-ekonomik sistemi tarafýndan acýmasýzca sömürülürler. Güçlüler güçsüzleri ezer, bilenler bilmeyenleri aldatýr…


      Avrupa´ya Türk göçünün 40. yýl etkinliklerini birlikte izledik. Resmî kuruluþlar ve sivil toplum örgütlerimizin güzel çalýþmalarý sonucunda nerelerden nerelere geldiðimizi anlamaya çalýþtýk. Ýyimser olanlar mutlu oldular, benim de dahil olduðum kötümserlerse pek mutlu olamadýlar… 



     Bardak yarýya kadar dolu mu boþ mu? Bana göre maddi yarýsý dolu, bilimsel yarýsý boþ. Yani paramýz var, ama yine de (tam anlamýyla) mutlu olamýyoruz. Çünkü para herkese gerekli, ama herþeye çare deðil. Önceleri, yani paramýz yokken, daha mutluyduk gibi geliyor bana. Ya þimdi ? Paralý mutsuzlar olduk ! Gücümüzü aþan yatýrýmlara gömdük alýn terlerimizi. Evler, arsalar aldýk ; topraða gömdük. Hem Türkiye topraklarýna, hem Avrupa topraklarýna. Bölündük iki ülke arasýnda. Türkiye´mizde doðduk, buralarda doyduk. Gövdemiz burada, gönlümüz orada. Kaldýk iki arada, bir derede ; çözümsüz ikilemler yaþýyoruz ve acý çekiyoruz. Çocuklarýmýz kimlik bunalýmýnda. Ne suçu var ilgisizlikten maðdur çocuklarýmýzýn. Velilerin ilgisizliði ve ayrýmcý eðitim sistemi sonucunda dýþlandýlar ve niteliksiz birer insan oldular.


      Amacým kimseyi suçlamak deðil. Ýleriye bakma zamaný bundan böyle. Buradaki insanlarýmýzýn sorunlarýný çözmek amacý ile neler yapýlmalý ? Olmazsa olmaz ilk koþul karþýlýklý sevgi ve saygýyý yeniden yaratmak ! Bunun için yapýlmasý gerekli ilk þey sivil toplum örgütleri arasýnda samimi ve düzeyli bir diyalog baþlatmak ve asgari müþterekleri bulup onlarýn etrafýnda birleþmek olmalýdýr. Zaten kýsýtlý olan maddi ve insan kaynaklarýmýzdan tasarruf etmeli ve daha düzeyli yarýnlara yönelik bir sinerji yaratmalýz. Hiç vakit geçirmeden. Bizi bizden daha iyi tanýmasýna imkan olmayanlarýn yazdýðý reçetelerin Avrupa Türk Toplumunu iyileþtirmesi beklenmemelidir. M.K.Atatürk´ün bizlere iþaret ettiði hedef çaðdaþ uygarlýktýr. Aptalca Batý taklitçiliði deðildir! Ve o uygarlýða nasýl gidileceði ise bellidir : yüksek bilim, ahlak ve sanattan oluþan bir karýþým.



      Fikirlerin çatýþmasýndan gerçekler doðar…
      Hepinize sevgi ve saygýlarýmla. 

      Yakup YURT
      Brüksel, 01 Temmuz 2006  

15:47 Écrit par WALTER-YAVUZ | Lien permanent | Commentaires (2) |  Facebook |