27/01/2006

MOZART BUGÜN 250 YAÞINDA!

Doðuda olsun, Batýda olsun, tüm dünyada ve insanlýk tarihinin her döneminde, yaþamýn her alanýna ismini altýn harflerle yazdýrmýþ, tarihe geçmiþ, insanlýða mâlolmuþ þahsiyetler vardýr. Bilimde, sanatta, siyasette insanlýðýn müþterek mirasýdýrlar. Sevilir, sayýlýr ve anýlýrlar. Unutulmazlar. Nesilden nesile geçerek kendilerini  ölümsüz kýlarlar!

Wolfrang Amadeous Mozart iþte bunlardan biri. 27 Ocak 1756'da doðar, 5 Aralýk 1791'de 36 yaþýna girmeden ölür. Avusturyalý klasik müzik bestecisi Mozart günümüzde mûsiki sanatýnda ulaþýlmazlýðýn simgesi olarak kabul görmektedir.

Zira sýradan bir insan deðil, gerçek anlamda bir dahiydi. Babasý keman çalan, birçok beste yapmýþ ve keman için bir metod yazmýþ bir müzikçiydi. Daha üç yaþýndayken sekiz yaþýndaki ablasýnýn çaldýðý klavsen parçalarýný belleðine yerleþtirip kendi kendine çalmýþ ve herkesi þaþýrtmýþtýr. Çirkin seslere ve gürültülere hiç tahammül edemez, bayýldýðý olurdu. Aritmetik ve resime de yetenekliydi. Doðaçtan çalarak dinleyenleri hayretler içinde býrakýrdý. Beþ yaþýnda menuet, yedi yaþýnda konçerto ve sekiz yaþýnda senfoni yarattý.

Çok zor beðenen kiþiler olarak bilinen Voltaire ve Goethe Mozart'ý çocukken dinlemiþ ve bu çocuk günün birinde klasik müziðin en büyük ustalarýndan biri olacak demiþler.

Mozart'ýn saðlýk durumu pek iyi deðildi. Ama o bunu hiç önemsemiyor, keyfini bozmuyordu. Maddi durumu hiçbir zaman iyi olmadý. Yaþamý boyunca para sýkýntýsý çekti. Ona övgüler yaðdýran krallar çok cimri davrandýlar. O da özel dersler ve halk konserleri vererek hayatýný kazanmaya çalýþýyordu. Viyana'da yokluk içinde öldü. Mezarýnýn nerede olduðu bilinmiyor. Katedraldeki cenaze duasýna sadece altý kiþi katýldý. Rivayete göre o esnada þiddetli yaðmur yaðýyormuþ, o nedenle aceleye getirilerek kendisini dilenciler için ayrýlan bir mezara gömmüþler. (Acaba o altý kiþiden birisi de "Adaletin bu mu dünya" türküsünün bestecisi  ozan Ali Ercan mýydý?)

Müziðin bu dahi çocuðuna reva görülen bu davranýþýn utancýný duyan Viyana þehri onun 32.ölüm yýldönümünde, mezarýnýn bulunduðu varsayýlan yere bir heykelini dikti. Gerçek deðeri çok sonradan anlaþýlan Mozart için þu yorum yapýlýr : "Bir baþka gezegene gidiyordu, yolu dünyamýza düþtü, insanlarý mutlu etmek için besteledi; umut, neþ'e ve iyimserlik daðýttý, otuz altý yýl süren konukluðu sona erince yine geldiði gibi gitti".

Kötü koþullara raðmen, olaðanüstü karakteri sayesinde iyimserlik ve toleransý savundu; çektiði yalnýzlýk acýsýna raðmen insanlara olan sevgisini eksiltmedi. Babasýna yazdýðý bir mektupta þöyle diyordu: "Artýk Salzburg Sarayýnýn hizmetinde deðilim ve hayatýmýn en mutlu gününü yaþýyorum. Ýnsanlarý onurlu ve soylu yapan kalbidir. Kont deðilsem de içimde bir sürü konttan daha çok soyluluk var."

"Figaro'nun Düðünü" o çað için devrimci bir eserdir; XVI. Louis'ye soyluluðun çöküþünü haber vermiþtir. Baþ kahraman Figaro bir soylu deðil, bir soylunun hizmetçisidir.

Ölümü daima "yaþamýn son amacý", "insanýn en yakýn arkadaþý" olarak yorumluyordu. Sanki bu dünyanýn insaný deðildi. Kendisini yeryüzünde bir konuk gibi hissederdi. Hep ölüm anýný düþündü ve ömrünü boþa harcamadý. Ölümü alýn yazýsý idi, fakat ölümsüzlüðünü kendisi yazdý; kendisini çalýþmaya adadý. Yeteneðini insanlýðýn hizmetinde kullandý.

Çek asýllý Amerikalý müzikolog Paul Nettl'in Mozart'a iliþkin yorumu ilginçtir : "Mozart insanlýða fýrtýnalý ruhlarý sakinleþtiren, acýlarý gideren, monoton ve melankoli dolu zamaný güzelleþtiren, insanlara sevinç veren, onlara güzel duygularý aþýlayan müziði ile hizmet etmiþtir." Bütün eserlerinde güzellik ve sevgiyi daima ön plana çýkarmýþtýr. Eserlerinin hepsinde yalýnlýk ve dinginlik egemendir. Mozart'a göre "melodi müziðin özüdür".

Mozart için Türkler'in ayrý bir önemi vardýr, Türkler için de Mozart'ýn.               Osmanlýlarýn Viyana'yý kuþatmalarý sýrasýnda ve sonrasýnda, Avrupalýlar, özellikle de Avusturya-Macaristan Ýmparatorluðunun yurttaþlarý, Türklerle yakýn iliþkilere girmiþlerdir. Kuþatma daðýlýp Viyana kurtulunca, daha önce korkulan düþman artýk merak konusu olmaya baþlamýþtý. Osmanlý giysileri hem erkekler, hem de kadýnlar arasýnda moda olmuþ, Mozart'ýn da tiryakisi olduðu Türk kahvesi Viyanalýlarýn yaþamýna bir daha çýkmamak üzere girmiþtir. Kahvaltýda afiyetle yediðimiz ay çörekleri, yani kuruasanlar (Fransýzcada "croissant") þeklini Osmanlý Sancaðýnýn ucundaki hilâlden almaktadýr. Mehter takýmýnýn vurmalý ve üflemeli çalgýlarý da Avrupa askeri bandolarýný etkilemiþ, mehter müziðinden Mozart baþta olmak üzere çok sayýda besteci yararlanmýþtýr.

Türklerle ilgili konular müzikli sahne oyunlarýnýn en gözde malzemesi durumuna gelmiþ ve bu geliþme 18.yüzyýlda Avrupa'da "Türk Operasý" akýmýný yaratmýþtýr. Bunlarýn en ölümsüz olaný ise Mozart'ýn "Saraydan Kýz Kaçýrma" adlý operasýdýr. Böylece, Mozart Avrupa'da ilk kez Türklere sempati ile bakan, düþman deðil, "insan Türk'ü" canlandýran bir eser ortaya koymuþ oldu.

Günümüz Avusturya'sýnda yaþasaydý türkofillikle (türkseverlik) suçlanýrdý þüphesiz.    Önemli deðil, onlar bizi sevmeseler de, biz Mozart'ý severiz!..

 

Yakup YURT ©

Brüksel / 27 Ocak 2006

 

12:30 Écrit par WALTER-YAVUZ | Lien permanent | Commentaires (0) |  Facebook |

Les commentaires sont fermés.