06/01/2006

Le Vif L'Express Belçika-Türkiye arasında bir köprü mü?

Belçika'da Fransızca yayınlanan ve uzun yıllardan beri abonesi olduğum haftalık haber dergisi Le Vif L'Express 'in yeni sayısı bugün elime geçti. (www.levif.be)

Kapakta harika bir cami resmi ve iri puntolarla yazılmış, telaffuzu bile çok şey anlatan bir kelime : İ S T A N B U L.  Babıâli'ye (Sublime Porte) ayrılmış 32 özel sayfa : İki Dünya Arasında Yolculuk.

Özel sayı sayfa 28'de başlıyor, 62'de bitiyor.

Ben olaya ideolojik gözlüklerle bakanlardan değilim. Yeni vatanım Belçika'yı ve eski vatanım Türkiye'yi eşit seviyorum. İkisini birbirine düşman olarak düşünmek bile beni üzüyor.

Ama bakış ve yorumların AB'ci, Batıcı olacağını okumadan önce biliyordum. Ve bu son derece doğal. Herkes kendi çıkarını düşünmek zorunda.

Christian Makarian altı sayfalık giriş makalesinde "…İstanbul'un iki uygarlık arasında bir köprü oluşturduğunu, kendisine özgü tarihi ve coğrafyası sayesinde inanılmaz bir destan yazdığını, geleceğinin parlak olduğunu…" vurguluyor, tarihe dair bazı ayrıntılar sıralıyor ve kente ait bazı rakamsal büyüklükler veriyor.

36 ve 37.ci sayfalarda üç nefis fotoğraf bulunuyor : Boğaziçi ve Kızkulesi, Sultanahmet Camiinde cuma namazı kılan müminler ve ülkenin laikliğine vurgu yapan bir Atatürk resmi.

38.ci sayfada üstte panoramik görüntü, altta ise balıkçı tezgahı bulunuyor.

39 sayfa Sultanahmet Camiine ayrılmış. Altı minareli, bol kubbeli ve 20000 seramikli diyor özel muhabir Jean-Michel Demetz. 40 ve 41.ci sayfalar ilahiyatçı Yaşar Nuri Öztürk'ten, Alevilerden, döner dervişlerden, islamiyete uygun modacılıktan bahsediyor.

Sayfa 42'de tam sayfa bir otomobil reklamı var.

Aynı özel muhabir sayfa 43'te Dolmabahçe Sarayı'nı anlatmaya başlıyor. Sayfanın üst yarısındaki fotoğraf bir 10 Kasım günü resmi geçitte bulunan gazileri gösteriyor. 44.cü sayfanın üst bölümünde Atatürk'ün vefat ettiği odaya 10 Kasım ziyaretine gelmiş çocuklar ve önde elinde Türk bayraklı şirin bir küçük çocuk ile ona şevkatle bakan bir nöbetçi subay görüyoruz. Tırnak içinde "Mustafa Kemal hepimiz için sürekli bir düşünce kaynağıdır" ifadesi yer alıyor. Sayfa 45'teki fotoğraf liseli gençleri gösteriyor. "Başka hiçbir ulus bir tek insanın etkisiyle değerlerini bu denli çabuk değiştirmemiştir "deniliyor!

Sayfa 46'da tam sayfa bir banka reklamı var.

Sayfa 47  Ayasofya : Bir varmış, bir yokmuş başlığı ile başlıyor. Philippe Broussard imzalı makale 48 ve 49.cu sayfalarda fotoğraflarla bezenmiş olarak devam ediyor. Tarihsel bir yaklaşımdan sonra, İstanbul'da yaşayan gayrimüslim vatandaşlarımızı, yani İstanbul Rum, Yahudi ve Ermenilerini irdeliyor. 1492'de İspanya'dan kaçan Yahudilerin İtalya üzerinden Osmanlılara sığındığını belirtiyor.

50,51, 52 ve 53.cü sayfalarda Boğaz Köprüsü'nü anlatıyor özel muhabir Jérôme Dupuis, Nükte V.Ortaq ile birlikte.

Sayfa 54'te bir ekonomi dergisi reklamı var.

55, 56, 57 ve 58.ci sayfalar evrensellik kokan, eğlence merkezi Beyoğlu'dan bahsediyor aynı kişiler. Gece yaşantısının çok hızlı olduğunu, kentin rengarenk olduğunu, kentte 300'ü aşkın sanat galerisi olduğunu anlatıyorlar.

Sayfa 59'da tam sayfa bir banka reklamı var.

60, 61 ve 62.ci sayfalarda özel muhabir Philippe Broussard Mısır Çarşısı'ndan bir şark parfümü olarak bahsediyor. Devasa bir fotoğrafta insan seli içinde yolunu bulmaya çalışan potansiyel müşterilerle, satış yapma gayreti içindeki sağlı sollu kuru yemişçiler ve baharatçılar görülüyor. Taze peynir ve bal karışımından üretilen Türk kaymağı, Türk kahvesi, Türk lokumu ve Türk baklavasıyla bağlıyorlar yazılarını.

"Yunanlılar bile Güllüoğlu baklavasının üstünlüğünü kabul ediyorlar…zaten o nedenle Atina'ya da bir Güllüoğlu şubesi açıldı" diyor Jean-Michel Demetz.

Eeee çok tatlı yediği belli! Baksana ne kadar tatlı konuşuyor.

 

Yakup YURT – Brüksel, 06 Ocak 2006


14:30 Écrit par WALTER-YAVUZ | Lien permanent | Commentaires (0) |  Facebook |

Les commentaires sont fermés.