03/12/2005

Pierre-Auguste Renoir (1841-3.12.1919)

Bugün izlenimci (empresyonist) resim sanatının ölümsüz ve unutulmaz ismi Renoir'ın ölüm yıldönümü.

Bu dahi ressamın babası taş yontucusu, annesi terziydi.

Altı çocuklu aile 1845 yılında Paris'e yerleşiyor.

1854 yılında Renoir ressam çırağı olarak çalışmaya başlıyor; çiçek ve porselen tabak resimleri yapıyor.

1958 yılında, yani on yedi yaşında, kumaş tual üzerine resim yapmıya başlıyor.

1862 yılında Güzel Sanatlar Okulu'na giriyor. Orada Sisley, Bazille ve Monet gibi ressamlarla tanışıyor. Monet'den müthiş etkileniyor. Bütün bu ressamlar Delacroix, Corot, Courbet'ye hayranlar; fakat Edouard Manet'ye tapıyorlar.

1864 yılında Diaz de La Pena ile tanışıyor. Açık havada resim yapmaya ve paletini aydınlatmaya yönleniyor.

İlk yapıtlarında Courbet'nin etkisi gözleniyor. Aynı yıl, Paris'te ilk sergisini açıyor.

İki olumsuz yanıttan sonra, 1868 yılında nihayet Fransız Sanatçılar Salonu'na kabul ediliyor. Orada "Lise à l'ombrelle-Güneş şemsiyeli Liza" tablosunu sergiliyor.

Yıllar birbirini kovalıyor. Bu arada başarısız sergiler ve deneyimler yaşıyor. Bir türlü beklediği ve hak ettiği ün ve paraya kavuşamıyor.

1877 yılında L'Impressionniste dergisini kuruyor ve bu dergide çağdaş sanatın ilkeleri başlıklı makalesini yayınlıyor.

1880 yılında sağ kolu kırıldığı için belli bir süre sol eliyle resim yapmaya başlıyor.

1881 yılında İtalya seyahatında Raphaël'in ve primitiflerin (ilkelci) yapıtlarıyla ilgilenmeye başlıyor ve etkileniyor.

1883 yılında empresyonizmden gitgide uzaklaştığı farkediliyor.

1886 yılında üstadın 32 tablosu New-York'ta sergileniyor ve Amerikan piyasası izlenimci ressamlara açılmış oluyor.

1888 de Cézanne ile buluşuyor ve nü (çıplak kadın) tablolar gerçekleştiriyor. Yapıtları Rubens ve Watteau'yu anımsatıyor.

1888 Aralık ayında ortaya çıkan ani artrit hastalığı (eklem yangısı) nedeniyle ellerini kullanamaz hale geliyor.

1898 yılında sağ kolu felç oluyor. Sağlığı her geçen gün bozuluyor.

1903 yılında inzivaya çekilip, vahşi zeytinlikler arasında resim yapmaya devam ediyor. Ressamın egemen rengi kırmızı olarak beliriyor.

Sağlık kaybedilse de güzellik üretmeye devam edilebilir mesajı veriyor.

3 Aralık 1919'da, yanı 86 yıl önce bugün, vefat ediyor.

Dünyamızı ardında nefis renkler bırakarak terkediyor.

Acaba izlenimlerini ötedekilere de resmediyor mudur?

Bana sanat tarihi dersini sevdiren bir ressam ölmüş olabilir mi sizce?

Tabloların kadar aydınlık nurlar içinde yat, toprağın bol olsun, büyük üstad!

 

Yakup YURT – Brüksel/03.12.2005


18:16 Écrit par WALTER-YAVUZ | Lien permanent | Commentaires (0) |  Facebook |

Les commentaires sont fermés.