14/11/2005

Orhan VELİ (13 avril 1914-14 novembre 1950)

AYRILIŞ                                                      

Bakakalırım giden geminin ardından;          

Atamam kendimi denize, dünya güzel;         

Serde erkeklik var, ağlayamam.                  

SEPARATION

Mon regard se perd derrière le bateau qui s'en va;

Je ne puis me jeter dans la mer, le monde est beau;

La virilité ancrée dans ma tête, m'empêche de pleurer.

Orhan Veli

Traduit du turc par : Yakup YURT

POUR VOUS

Pour vous, mes frères humains,

Tout est pour vous ;

Et la nuit, et le jour sont pour vous ;

De jour la lumière du jour, de nuit le clair de la lune ;

Au clair de la lune les feuilles ;

Sur les feuilles la curiosité ;

Sur les feuilles la raison ;

Sur la lumière du jour mille et un verts ;

Et les jaunes et les roses sont pour vous ;

Le contact de la peau avec la paume,

Sa chaleur,

Sa tendresse,

Le confort du sommeil ;

Les bonjours sont pour vous ;

Pour vous les mâts qui se balancent dans le port ;

Les noms des jours,

Les noms des mois,

Les peintures des canots sont pour vous ;

Pour vous le pied du facteur,

La main du potier ;

La sueur qui s’écoule des fronts,

La balle tirée sur les champs de bataille ;

Pour vous les tombeaux, les pierres tombales,

Les prisons, les menottes, les peines de mort ;

Pour vous ;

Tout est pour vous.

Orhan VELİ

Traduit du turc par : Yakup YURT

Orhan Veli Kanık, 13 Nisan 1914 tarihinde  İstanbul'da doğdu. Galatasaray'da başladığı öğrenimini, babasının atandığı Ankara'da Gazi İlkokulu ve Ankara Erkek Lisesi'nde sürdürdü. Lise sıralarında Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le  arkadaş oldu. Liseyi bitirince İstanbul'a dönerek, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi (1932), ancak yüksek öğrenimini yarım bıraktı (1935). 1936'da Ankara'ya döndü ve askere gidinceye dek PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Milletlerarası Nizamlar Bürosunda memurluk yaptı. Yedek subaylığını tamamlayınca, iki yıl kadar, yine Ankara'da, Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'nda çalıştı. 1947'de, Hasan Âli Yücel'in yerine Reşat Şemsettin Sirer'in bakan olarak atanması üzerine, Milli Eğitim Bakanlığında "antidemokratik bir hava" esmeye başladığını söyleyerek, görevinden istifa etti. 1 Ocak 1949-15 Haziran 1950 tarihleri arasında yirmi sekiz sayı süren, on beş günde bir yayımlanan, iki sayfalık ' Yaprak'  dergisini çıkardı. Yaprak dergisi serüvenini sürdüremeyeceğini anlayınca Ankara'dan ayrılıp İstanbul'a gitti. Gene o yılın kasım ayı içinde, bir haftalığına geldiği Ankara'da, 10 Kasım 1950 gecesinde, yolda, onarım için kazılmış bir çukura düşerek ayağından yaralandı. İstanbul'a döndükten sonra, bir arkadaşının evindeyken, durumu birdenbire kötüleştiği için kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi'nde, 14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanamasından öldü, Rumelihisarı Mezarlığı'na gömüldü. (www.siir.gen.tr)

Yasayan oluleri yasama baglayanlar hiçbir zaman olmezler.

Beni yasama baglayanlardansin.

Yasayan birçok insandan daha çok varsin

Mekanini raki kokulari ve marti çigliklari sarsin...

Yakup YURT

Bruksel, 14 Kasim 2005

 


12:07 Écrit par WALTER-YAVUZ | Lien permanent | Commentaires (0) |  Facebook |

Les commentaires sont fermés.