08/11/2005

TUTARLILIĞA DAVET…

Tuhaf, bencil, maddeci, saygısız, sevgisiz, acımasız, vurucu-kırıcı bir dünyada yaşıyoruz.

Kuralsız, kanunsuz, güçlünün güçsüzü, zenginin fakiri, kuzeyin güneyi, erkeğin kadını, silahın ve paranın her şeyi ezdiği garip bir dünyada… Silah zoruyla globalleştirilen!

 

Bir yanda dünya nüfusunun küçük mutlu azınlığını oluşturan AB, ABD, Japonya, Kanada, Avustralya gibi GSMH kişi başına 20-30 bin dolar civarındaki ülkelerden oluşan zenginler kulübü. BM, NATO, IMF, Dünya Bankası, OECD, vb… kurumlarla dünyaya ağını örmüş örgütlü bir askeri ve ekonomik güç.

 

Hükmeden, kural koyan, ama kendi koyduğu kurallara kendisi uymayan, hesap vermeyen, hesap soran, kan ve gözyaşı akıtarak her geçen gün daha da büyüyen, insani duygulara kapalı bir sermaye imparatorluğu. "Minimum maliyet, maksimum kâr" düzeni. Uluslararası sermayenin spekülatif borsa diktatörlüğü. Para ağlatır ve güldürür, ama kendisi gülmez. İnsan ağlar, insan güler! İşyeri kapandığı için ağlayan çok insan gördüm Belçika'da. İşsiz kalan, rüyaları sönen. Örneğin Sabena'da, Vilvoorde Renault'da, vb…

 

Çoğulcu, demokratik, özgürlükçü, kendi içinde insan haklarına saygılı, sömürü düzeni sayesinde kendi içinde yaşayanlara sosyal adalet sunan, kendisini tutarlı, mantıklı, rasyonel, bilimsel gibi göstermeye çalışan "içerdekilere karşı kuzu, dışardakilere karşı aslan" bir sistem!

 

Sözde liberal. Zira bilindiği gibi özgürlük sözcüğünün Fransızca karşılığı "liberté", İngilizce karşılığı "liberty"dir ve liberal (özgürlükçü) sıfatı bu sözcükten türemiştir. Fransa Devletinin özünde "Liberté-Egalité-Fraternité", yani "Özgürlük-Eşitlik-Kardeşlik" yatar. New-York'taki  meşhur "Özgürlük Anıtı" özgürlükler dünyasının simgesidir aynı zamanda.

 

Şimdi nerden gerekti bunca mülahaza diyenler olacaktır.

Hemen aklıma gelen iki neden var.

 

Birincisi çeşitli Avrupa ülkelerinin Türk Onur Air uçaklarına koyduğu uçuş yasağı. Uçamazsın. Neden? Sebep yok. Nasıl yok? Bal gibi var. Türkiye gibi ülkelerde serbest rekâbetçi, özelleştirmeci felsefeyi savunan Avrupalı rekâbetten rahatsız. Hollanda rahatsız, Belçika değil! Anlayanlar anlamayanlara anlatsın… Mayıs ayının sonlarına yaklaşıyoruz, yakında 15-20 gün dinlenmeye gidecek tatilciler. Türk turizmini zarara uğratmak kimlere yarar sağlıyor acaba? Fransa'dan veya Hollanda'dan Avrupa Anayasası referandumunda bir "HAYIR" çıksın, siz  o zaman görün gümbürtüyü…Yok efendim ulusçuluk veya ulus-devlet ölmüşmüş, falan, filan! Büyük boğazlar küçük lokmaları severler de ondan : İşlerine öyle geliyor.

 

İkincisi ise Çin tekstil ürünlerine kota koyma düşüncesi. Neymiş efendim, Çin'de maliyetler çok düşükmüş, Avrupa tekstil sektörü bu fiyatlarla rekâbet edemezmiş. Tabii ki satacak. Sen how-know, teknoloji, silah satıyorsun ya! O da satacak tabii. Olmaz ha? Yasakla gitsin, engelle gitsin… Özgürlükçüsün ya, kota koyma özgürlüğün de var. Çinliler mallarını satamazlarsa aç kalırlar, ölürlermiş! Olsun. Hem abartma canım, insani yardım göndeririz olur biter! Güldürme beni liberal dünya…

 

Kendine gel Avrupa. Hastaya dürüst bir doktor edasıyla yaklaşmıyorsun. Niyetinin tedavi olmadığını bilmeyen mi kaldı? Terörle mücadele etmek istiyorsan işsizlere iş bul, fakirlerin karnını doyur. Lafla değil. Anlamsız kriterler dayatarak değil. Ekonomiler düzelince kriterler kendiliğinden düzelir. Göç ve iltica da durur, Batı da böylece "yabancılardan" kurtulur. Herkes kendi evinde rahat eder.

 

18 Mayıs 2005 – Yakup YURT

 


12:37 Écrit par WALTER-YAVUZ | Lien permanent | Commentaires (0) |  Facebook |

Les commentaires sont fermés.