10/10/2005

SINIFTAN ATILAN "İNKARCI"…

 

 

    Tolga çok uzun zamandır dost olduğumuz bir ailenin oğulları. Kendileri Trakyalı. Hiçbir sivriliği olmayan, kendi halinde, çalışkan, dürüst insanlar. Belçika'ya uyumlu, görmüş-geçirmiş, uygar ve medeni cesaret sahibi. Nerede ne söyleneceğini, ne yapılacağını gayet iyi bilen, dünya ile barışık bir aile.

                   Tolga Belçika doğumlu, terbiyeli, zeki, çalışkan, pırıl pırıl, 18 yaşında, yakışıklı bir delikanlı. Kendisini doğduğu günden beri tanır ve severiz. Brüksel'in çok tanınmış bir cizvit katolik kolejinde okuyor. Lise son sınıf öğrencisi. Okul seçici, kaliteli ve disiplinli. Öğretmenler ve okul yönetimi her konuda, her zaman haklı. Öğrenciler ve aileleri "evet efendim, haklısınız efendim, teşekkür ederim efendim" diyerek başlarını mahcup bir şekilde hafifçe önlerine eğerek yapılan açıklamalara -tabii ki çocukların iyiliği için- onay vermek zorundalar. Bu okuldan mezun olanların üniversitede başarı oranı çok yüksek; yüzde doksan beşlerde. Bu okula girip başarı ile bitiren yabancı kökenli çocuklar istisna teşkil ederler.

    Okulun kendisine ait ilkokul bölümü de var. Ortaokul ve lise bölümlerine ise başka okulların en başarılı öğrencileri çok sıkı bir mülakattan sonra alınırlar. Böyle olduğunu yaşadığım için biliyorum. Şöyle ki, şimdi yirmi iki yaşında olan büyük oğlum Cavit ilkokulu üstün başarı ile bitirdiğinde, kaliteli bir eğitim alabilmesi için okul arayışına koyuldum. Bir milyonluk koskoca Brüksel'de bizim beklentilerimize uygun dört ilâ beş okul belirledik. Başarılı olmasına rağmen, Türk kökenli olmamızdan dolayı kabul edilmeme korkusu ile, ilk kabul eden okula kayıt bile yaptırdık. Sonradan bu okulun zihniyetinin çok kötü olduğunu, öğrenciler arasında acımasız bir rekabet olduğu, başarıya ulaşmak için en yakın arkadaşını bile ezmek gerektiğini duyunca tüylerimiz ürperdi. Pişman olduk. Kaydını sildirdik, kayıt parasını geri aldık. Müdür şaşırdı. Garip garip baktı kaldı yüzümüze.

    Cavit'i sonuç olarak Tolga'nın şu an gittiği okula kaydettirdim. Mülakatta müdür bana okullarının "kültürlü katolik burjuvalara" hitap eden bir özelliğe sahip olduğunu ima etti. Müslüman kökenliler olarak onlara uyum konusunda zorlanabileceğimizi kibarca hatırlattı. Kendisine Louvain Katolik Üniversitesi'nde yedi yıl okuduğum halde katolikleşmediğimi, iletişim lisans diploması aldığımı ve yeminli tercümanlık yaparak rızık savaşı verdiğimi söyleyince tavrı değişti. Şüpheli bakışlarının yerini samimi bir tebessüm aldı. Cavit başarılı olunca, kardeşi Onur'u da kabul ettiler. Ama Onur sisteme uyum sağlayamadı ve okul değiştirdi. Zeliha hanım ise oğlu Tolga'yı Cavit'in kuzeni olarak tanıttı ve kaydettirdi.

    Kısacası "havalı" insanların "havalı" çocuklarının "havalı" öğretmenlerden eğitim aldığı bu okulda temizlik personeli bile "havalı". Temizlik personelinde birkaç Türk bayan çalışıyor. Ve bu bayanlar tesadüfen gördükleri tek tük Türk kökenli öğrenci karşısında, sanki ay-yıldızlı formayı temsil ediyorlarmışçasına, heyecanlanıyor ve iftihar ediyorlar.

    Beni bu yazıyı yazmaya mecbur eden olay işte bu okulda geçen hafta yaşanmış.Tolga Cavit'e anlatmış; o da bana anlattı. Cavit sinirlenmiş; hani bu ülkede hoşgörü, demokrasi, insan hakları, fikir ve ifade özgürlüğü vardı, olur mu böyle şey yahu baba!... diye isyanını hissettiriyordu. Mezun olduğu okul müdürlüğüne dokunaklı bir tepkiname göndereceğini söyledi. Ben de "yaz oğlum yaz, başımıza ne geldiyse hep konuşmaktan, ama yazmamaktan geldi" dedim. Yanılıyor muyum?

                   Olay özetle şöyle gelişmiş. Tolga coğrafya dersinde. Coğrafya öğretmeni mösyö X genişleme sürecinde AB-Türkiye ilişkilerinden bahsediyor. Hoca olaya olmusuz bakıyor. Belli ki Türkiye'yi ve Türkleri pek hazetmiyor. "Ermeni Soykırımı" konusuna değiniyor coğrafya dersinde. Tolga'nın canı sıkılıyor. Dikkati dağılıyor, dalıyor ve hocanın anlattıklarını not etmiyor. Kimseyi rahatsız etmeden başka bir şeyle meşgul olmaya başlıyor. Hoca durumu farkedince sinirleniyor ve Tolga'yı anlattıklarını not etmesi konusunda uyarıyor. Tolga ise "not almıyorum, çünkü görüşlerinize katılmıyorum" türünden bir yanıt veriyor efendice. Bunun üzerine hoca kontrolünü kaybediyor ve  "Bıktık siz Türkler'den. Aşırı gururlu ve kibirlisiniz. Tarihinizle yüzleşmeyi reddediyorsunuz. Hem soykırım yaparsınız, hem de tanımayı reddedersiniz. Sizi inkarcılar sizi!" türünden bir konuşma yapıyor, Tolga'yı sınıftan atıyor… Aman hocam sakın Edebiyat Nobel ödülü alması muhtemel, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, meşhur bir yazardan etkilenmiş olmayasın! Ayıp hocam ayıp, kopya çekmek hiç yakışmadı size.

 

    Yakup YURT

    Brüksel, 07 Ekim 2005

 

NOT : Bu yazı ile ilgili olarak dün akşam Tolga ve annesi telefonla beni  aradılar ve teşekkür ettiler. Tolga hâlâ olayın şokunu yaşıyor. Cavit ise tepkinamesini bugün gönderiyor. (10 Ekim 2005)

 


11:36 Écrit par WALTER-YAVUZ | Lien permanent | Commentaires (0) |  Facebook |

Les commentaires sont fermés.